1 Ocak 2016 Cuma

İmaj Tamir Çalışmaları

İMAJ TAMİR ÇALIŞMALARI
Hüsrev Hatemi
Yakın tarihte olsun,uzak geçmişte olsun öyle talihsiz tipler yaşamıştır ki,aslında bir çok benzerlerinden daha kötü olmadıkları halde,hep kötü tanıtılmışlardır. Bunun aksi de sıklıkla görülür. Öyle övülen tipler vardır ki,onlar da bu kadar övgüyü hakketmemişlerdir.
Bir örnek veriyorum:
Selçuklu vezirlerinden Muinüddin Pervane, tarihi kişilikleri kum torbası zanneden boksör tarihçiler,veya tarihçi olmayan kahvehane hatipleri tarafından hırpalanmış ve hırpalanmakta olan talihsiz bir çehredir.
Osmanlılar, şimdiki devir yazarlarından biraz daha insaflı,biraz daha empati duyabilen yazarlar yetiştirmişlerdir. Bu sebeple bir Osmanlı aydını Cengiz Han’ı pek övmez. Övmek bir yana,onu zalimlik numunesi olarak anar. Cumhuriyet döneminde ise,Cengiz Han,anlı şanlı Türk evladı olmuş,Selçuklular ise “pek başarılı olmamış Türk Devleti” görüntüsü ile etiketlenerek bir köşeye itilmişlerdir.
Muineddin Süleyman Pervane,Anadolu Selçuklu Devletini 1262-1277 arasında yöneten bir Selçuklu veziridir. Anadolu’nun manzarası,bugünün Irak veya Afganistan’ı gibidir. Görünüşte,Selçuklu Devleti yıkılmamıştır. Fakat, Moğol askeri birlikleri her fırsatta Selçuklu yönetimini “tedip” etmek için Konya’yı, Kayseri’yi kuşatmakta ve sivil halkı da kılıçtan geçirmektedir.Muinüddin Pervane on beş yıllık hükümet reisliği sırasında ne Mevlana, ne de Burhaneddin Tirmizi gibi davranmıştır. Buna da imkan yoktur. O devir de, Anadolu’da tamamen ahlak kurallarına uygun davranan bir vezirin, hükümet yönetmesine değil,yaşamasına bile imkan vermeyen şartlar hüküm sürmektedir. Muinüddin Pervane,Moğollardan Anadolu’yu kurtarır ümidi ile Mısır’da hükümdar olan Baybars’ı  tutan ve onu davet eden bir kişi olduğu halde,Moğolların karşı saldırısından çekinerek Tokat’a çekilmiştir. Baybars,Kayseri’ye girdiyse de , Muinüddin Pervane’den destek görmediğinden,Anadolu’yu terk etti. Bunun üzerine o devrin süper gücü olan Moğolların,Azerbaycan’da oturan büyük komutanı Abaga Han Anadolu’ya girdi. Kayseri’de ve Doğu Anadolu’da büyük katliam yapıldı. 1277 yılında Abaga Han’ın emri ile hareket eden Moğol komutanı Gökçe Bahadır, Pervane’yi otuz iki kişilik yakınları ile idam mevkiine götürdü. Muinüddin Pervane, iki rekat namaz kılma müsadesi alarak, namazı bitirdikten sonra,idam edildi. Çok kısaltarak verdiğimiz bu olaylar zincirinden anlaşılıyor ki, Muinüddin Pervane tamamen ahlak ve insanlık ilkeleri ile sınırlı bir hayat sürememiştir. Fakat Sinop’ta Pervane külliyesi, Tokat’ta bıraktığı eserler onun bu kadar karışık olaylarla dolu olan on beş yıllık döneminde, hayır eserleri yaptırmayı ihmal etmediğinin kanıtıdır. Pervane’nin en büyük günahı,Selçuklu Sultanı Kılıç Arslan’ı, Moğolların öldürmesine engel olmayıp aksine bu olayda etkin rol üstlenmesi olmuştur.
Pervane’nin, içinde bulunduğu şartları hiç göze almadan, onu sadece entrikacı ve egoist bir hain adam gibi gösterenlerin bazıları, o devirdeki Moğol komutanlarını “Müslüman ağabeyler” gibi gören kahvehane hatipleridir. Bu zevat-ı kiram, Moğolların o devirde Şamanist veya bazılarının Budist olduklarını düşünmemekte, Muinüddin Pervane’yi,Moğollara düşmanca hisler besleyen bir İranlı gibi görmekte veya göstermektedirler. Anadolu’ya giren Baybars,hem Müslüman türk(Kıpçak) asıllı olduğu,hem de kayseri halkına hiçbir gasp olayı yaşatılmamasını, her şeyin ücreti ile satın alınmamasını sağladığı halde, milliyetçi hatipler ona takdir veya tekdir cümlesi göndermekte gönülsüz davranmaktadırlar. Selçuklu dönemini inceleyen tarihçilerimizden Osman Turan,Pervane’nin dönemi için şunları söylemektedir.
“Muinüddin Pervane,Moğol müdehaleleri ve saltanat mücadelelerinin kızıştığı, ihtiraslı emirlerin birbirlerine düşüp devletin kudret ve itibarını sarstıkları bir zamanda meydana çıkmış,çok mahirane bir siyaset ve metodlar ile Moğolları kazanarak, Türkiye’de tek adam durumuna gelmiş, on beş yıl zarfında devleti mutlak hakimiyeti elinde tutarak,memlekette bir nizam ve huzur sağlamış ve bir “Pervane devri” kurmuştur(1).
Osman Turan gibi tarafsız Moğol muhabbeti de fars muhabbeti de taşımayan başka iki tarihçimiz,Ali Sevim ve Erdoğan Merçil de şu sözleri söylüyor. “On beş yıl süreyle siyasi zeka ve mahareti sayesinde yönetimi tekelinde tutmuş, ülkede huzur ve sükunu sağlamada eşsiz bir başarı göstermiştir. Onun ölümünden sonra Türkiye Selçuklu Devleti adeta sahipsiz kaldı,yönetime el koyan Moğolların sebep olduğu buhranlar ve huzursuzluklar sürüp gitti(2).
Mevlana,1273 de vefat ettiğine göre,Muinüddin Pervane’nin idam edildiğini görmemiş,bu olaydan dört yıl önce ölmüştür.
(1-    Osman Turan.Selçuklular Zamanında Türkiye.Turan Neşriyat Yurdu İstanbul 1971

(2-    Ali Sevim,Erdoğan Merçil.Selçuklu Devletleri tarihi.Türk tarih Kurumu.1995)